
Bizde hepimiz kardeşiz ayda bir kere de olsa bir araya gelip
ülkemizin geleceği ile ilgili Ağrının geleceği ile ilgili sorunlarımızı
yan yana getirip onları tartışmak bizim görevimizdir. Biz parti olarak
Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye’de bugüne kadar hiçbir partinin
yapmadığını yapıyoruz. Ayda bir sefer ailesini topluyor, ailesinin
sorunlarını tartışıyor varsa ailesinin söyleyecekleri not alıyor. Onu
Ankara’da lideri ile çözmeye çalışıyor. Danışma kurullarının ana temel
noktası budur. Bugünün ana noktalarında biri ekonomi Ağrı ile ilgili
Türkiye ile ilgili diğeri de ülkenin geldiği süreç ben isterseniz
ülkenin geldiği süreç ile ilgili olarak birkaç kelime söylemek
istiyorum. Değerli arkadaşlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok zo0r
şartlarda kurulmuş 86 yıl önce bir kurtuluş mücadelesi ile kardeş
kardeşe omuz omuza vermiş ve bu ülkeyi zor şartlarda kurmuşlar. Arada 86
yıl geçmiş bir sürü sorunumuz olmuş, bur sorunları çözmek için birileri
farklı yöntemler kullanmış, dönem dönem demokrasinin gelişmesi için
birileri ciddi mücadeleler vermiş bunun için bedeller ödemiş, demokrasi
için idam edilmiş, cezaevine girmiş, birileri de bu idamlar üzerinde
siyaset yapmış, sonra aradan yıllar geçmiş, idam ettiklerine ya biz
yanlış yaptık, sizin itibarınızı iade edelim demişler. Bunlar ülkelerin
kuruluşlarında ciddi dersler çıkarmamız gereken şeylerdir. Bizim ülkemiz
jeopolitik bakımında, stratejik bakımdan dünyanın en önemli
ülkelerinden bir tanesidir. Ve biz ülkemizi bu jeopolitik önemli yerden
daha iyi bir yere dünya ile bütünleşen, insanları ile bütünleşen,
sorunlarını çözen bir ülke haline getirmek istiyoruz. Şimdi düşün ki siz
bir apartmanda yaşıyorsunuz herkes yaşıyor apartmanı bir dünya olarak
görün şimdi biri kızını dövüyor apartmanda diğer komşusu diyor kızını
niye dövüyorsun.Ben döverim diyor sen karışma bana, balkonda halısını
çırpıyor, alt kattaki komşusunun üstüne tozunu atıyor adam diyor ki
burası bir apartman, niye böyle yapıyorsun dediği zaman sen karışma ben
çırparım diyor. Arkadaşlar dünya öyle bir hale gelmiş ki bir bilgisayar
kutusunun içine girmiş. Dolayısıyla benim Diyadin’deki, Patnos’taki,
Tutak’ta ki, Eleşkirt’teki, Hamur’daki kardeşimin sorununu
Arjantin’deki, Almanya’daki, Hollanda’daki herkes biliyor. Yani siz
kendinizi dünyadan soyutlayamasanız. Ben şunu yaparın sen buna karışma
diyemezsiniz. Biz parti olarak diyoruz ki bu ülke büyük bir ülke, bu
ülke kürde de, Laz’a da, Çerkez’e de, Türk’e de, Romana da, alevi yede,
suni ye de, herkese yeter. Gelin bu ülkeyi bütün insanlarıyla
kucaklayalım. Herkesin insanca, özgürce yaşayabileceği, kardeşçe
paylaşabileceği, bir ülke haline getirelim. Bundan ne var, ne kötülük
olabilir. Ama siz bunu istediğiniz zaman birileri hayır diyor. Bu olma
diyor. Ben istediğim şekilde, dünyada soyut farklı bir şekilde bu ülkeyi
yönetebilirim diyor. Dünyada bunu kabul etmiyor e benim Aladağ’daki
Fatma kardeşimde bunu kabul etmiyor. Şimdi bundan 10 yıl önce bir
milletvekili istediğini yapıyor du, kardeşini işe alıyordu dayısını işe
alıyordu, ihaleyi istediğine veriyordu, şunu yapıyordu, bunu yapıyordu
bugün yapabiliri miyiz. Böyle bir şey olabilir mi? Bugün bu millet
hakkını ve hukukunu arıyor. Biz de Ak parti olarak diyoruz ki, biz
adaletin, hukukun üstün olduğu bir ülke meydana getirmeye çalışıyoruz.
Zencilerin olmadığı, kimsenin ırkından dolayı horlanmadığı, dininden
dolayı eğitim hakkının elinden alınmadığı, hor görülmediği, eşit,
demokratik, özgür ama ülkenin bütünlüğü içerisinde bir ülkede yaşamak
istiyoruz söylemek istediğimiz bu. Demokratik açılımın temel noktası da
bu. Diyoruz ki gelin hep beraber 17 milyon faili meçhul cinayetin
sorumlularını bulalım. Bundan ne olabilir. Büyük ülkeler bir yanlış
yapmışsalar, yanlışlarını düzeltmek onların daha iyi bir yerlere ulaşmak
için özür dilemek, ki bu büyüklüktür, erdemliktir. Bir bakıyorsunuz.
Her gün gazetenin birinden bir şey çıkmış. Son günlerde balyoz, çekiç
gibi sert bir şeyler bulmuşlar vurduğunda ses çıkaracak sert isimler
şimdi diyor ki televizyonda bu planı hazırlayan vatandaş dış güce
karşı hazırlanmış bir harekettir. Olabilir ülkeler dış güçlerin onları
tehdit edebileceği bir olaya karşı kendilerini korumak için seminerler
düzenleyebilirler bunlar doğru. Kim yapmış 1.Ordu komutanlığı doğru
yapabilir iyi de 1. Ordu Komutanlığının Ağrı Valisinin görevden alınması
ile ne ilgisi var. Planda var Ağrı valisi Hüseyin Yavuzdemir’in o
dönemki valinin görevden alınması o planda var. Diyelim ki bir komşu
ülkenin bir tehdidi var bunun için siz hükümeti devirip bakanlarımı
seçeceksiniz. Değerli arkadaşlar bu ülkede hiçbir şey artık gizli
kalmıyor. Ne bu ülkenin insanı gizliği kabul ediyor, ne bu ülkenin
gençleri, kadınları antidemokratik uygulamaları kabul ediyor, ne bu
ülkenin üniversite gençleri işkenceyi kabul ediyor. Ne bu ülkenin kürdü
hor görülmeyi kabul ediyor. Dolayısıyla bizim bir hedef koymamız lazım.
Hedefimiz şu AK parti olarak büyük bir ülke düşünen insanların olduğu
eğitim eşitsizliğinin kalktığı, hastane eşiti sizliğinin kalktığı, özgür
insanların olduğu, dünya ile bütünleşen, kendisi ile barışık, kavgadan
uzak, diyaloktan yana bir ülke istiyoruz. Dün televizyonda vatandaşın
biri diyor ki, kapatılacak olan partiler his ederler. Hüseyin çelik’te
diyor ki bu hisetmek grip mi oluyorsun ki his ediyorsun. Grip mi
oluyoruz ki his edelim. Bizim temel hedefimiz. Antidemokratik
uygulamaların olmadığı, özgür insanları olduğu, insan hasiyetinin ve
onurunun en yüksek düzeye çıktığı, özgürlüğün hakim olduğu, hukukun
üstün olduğu bir ülke. Onun adı da Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bunun
için inadına açılım diyeceğiz. İnadına demokrasi diyeceğiz. İnadına
insanlık onuru diyeceğiz bizim yaptığımı da bu. Demokrasi ve ekonomi ruh
ve ceset gibidir. Yani bir canlının oluşabilmesi için hem cesedin
olması lazım hem ruhun olması lazım. İkisinden birini bir kenara
koyduğun zaman çok büyük bir değer taşımıyor. Yani canlı olmuyor. Biz
ülkemizin demokrasinin ekonomi ile de vatandaşımızı dünya standartlarına
getirmek istiyoruz. Herkes kendi bölgesinin sorunlarını bilir, onu
ilgili encümen arkadaşından, belediye başkanında,doktorundan, valisinden
alır Ankara’da ona çözüm noktası bulur. Şimdi yolda gelirken düşündüm
biz neydik ne olduk. Nerdeydik nereye geldik. Nasıldık nasıl olacağız.
Bunlar çok önemli sorulardır. 7 yıl 8 yıl önce bu parti iktidara
geldiği zaman siz Ağrıyı görüyordunuz ama şimdi de Ağrıyı görüyorsunuz.
Ağrı değişiyor, Ağrı büyüyor. Bakın 7 yıl önceki Ağrı ile bugün ki Ağrı
arasında son iki gündür olan bir şeyi anlatayım önce Ticaret odası
Başkanımızla, Belediye Başkanımızla, İl Genel Meclis Üyelerimizle , il
Başkanımızla Sanayi bakanımız Zafer Çağlayan’a gittik Doğubayazıt’a
serbest bölgenin açılması için gittik. Ağrıya serbest bölge geliyor bu
önemlidir. Ondan iki gün öncede Spor Bakanımızla Ağrı’da spor yapmak
isteyen kahveye gitmek istemeyen, özgürce tartışmak isteyen gençlerte
bir yer lazım bir mekan lazım diye düşündük Gençlik Merkezi için gittik
ve sözünü aldık. Programa koyduk. Dün akşam sayın Tarım bakanımızla
beraberdik daha önce hayvancılığın teşviği ile ilgili DAP Bölgesi bizim
bölge yoktu, Bakanlar Kurulu kararı ile çıktı bu program bakın Ağrı’daki
hayvancılık ile besicilik ile ilgilenen kardeşlerimize neler getiriyor.
Bir ahır yapmak istiyorsunuz Devlet yüzde kırkını hibe ediyor. Ahırı
yaparken de yanına yemlik, traktör, patos, bununla beraber makine
tesisat ne almak istiyorsa yüzde kırk devlet karşılıyor. Bunun yanında
ne yapıyor alacağın hayvanın da yüzde otuz parasını veriyor. Yine sayın
valimiz ve Milletvekili arkadaşlarımızla Milli Eğitim bakanımıza gittik.
İlköğretime aktarılmak kaydıyla geçen yıl 16 trilyon üzerine de 4
trilyon koyduk 20 trilyon lira para. Peki bu para ile tahmini olarak kaç
derslik yapılabilir. 500 derslik okul yapabiliriz. Bunun anlamı ne
bunun anlamı Nuh peygamberden bugüne kadar 2002 yılına kadar yapılmış
olan 2370 dersliğin yerine bunu da yaparsak 2900 derslik eklemiş
oluyoruz. Yani Cumhuriyet tarihinden yapılanlar ayrı AK Pati döneminde
Ağrıya yapılan derslik anlamında fark atmışız. Şimdi Allah göstermesin
CHP, MHP, ANAP veya başkaları iktidar olsaydılar ne olacaktı bu Ağrının
hali. Bir düşünebilirmisiniz o çocuklar nerde okuyacaklardı. O paraları
nerde getireceklerdi.getiremezlerdi arkadaşlar onun çocuğu çekmiyor ki.
Onun bir tek derdi var ben biraz daha bir ağanın sırtına dayanarak,
nasıl Ağrıyı sömürebilirim. Nasıl bu oyları alırım gider üstüne yatarım
diye düşünürler. Bakın size bir olay anlatayım ben kurban bayramında
kurbanımı burada kestim. Yüzüncü yıl mahallesinde bir eve çat kapı
gittim. Üstü naylonla örtülü, zemini toprak kocası İstanbul’a gitmiş bir
yıldır gelmemiş. 6 tane çocukla bir hanımefendiye misafir oldum. Dedi
ki bana ben bu fakir fukara konutlarına yazıldım. Ama bana sıra gelmedi
kurada bana çıkmadı. Olur bacım dedim ona gerekli yardımı veriyoruz o
başka. Ona evde yapacağız o da başka. Onun gibi binlerce Fatmaların
olduğunu düşündüğümüz için yanımıza milletvekili arkadaşlarımızı da
alarak Toplu Konuta gittik. Arkadaş dedik bizim fakirimiz çok. Sen çare
üreten yerdesin bize 500 konut daha yapacaksın dedik. 500 artı 500 bunun
için arsa lazım. Aynı heyeti gönderdik.yer tespitini yapmak için
gittik. Onu daha uzak bir yere gönderebilirdik biz istedik ki,
fakirimizde üniversitenin yanında olsun. Zenginler oraya gidiyor ya,
fakirlerde orada olsun gittik Şeker fabrikasında 100 dönümü beraber
aldık. Fakirimize 500 bir 500 daha konut yaptıryoruz. Bu konutları 45
metrekarden 60 metrekareye çıkaracağız. Arsayı bedava aldığımız için.
Ayda 120 veya 125 lira ile olacak. Ağrı’ya 450 yataklı bir hastane
yapıyoruz yetti mi, yetmedi, gittik kasım Bayram kardeşimize Ağrılı bir
kardeşimiz dedik ki Eleşkirt ilçesine Anadolu lisesine gel senin ismini
verelim sen yardım et. Şimdi özel İdarenin hesabına 200 Milyar yatırdı.
Mayıs ayına kadar 300 Milyar daha yatıracak. Vatandaş devlet işbirliği
ile Anadolu lisesi yapıyoruz Eleşkirtimize yetti mi yetmedi,
Diyadinimize de bir Anadolu Lisesi yapıyoruz. Diyadine 75 yataklı içinde
4 ameliyatı olan bir devlet hastanesi yapıyoruz.Şubatta ihalesi bitiyır
Nisan ayında kazma atılıyor. Bununle beraner Milli eğitim bakanımıza
dedeik ki biz kurtuluşun annelerin elinde olduğuna inanıyoruz.
Hanımefendilerin okumadığı bir toplum cehaletten kurtulma şansı yoktur.
Bizim kız kardeşleimiz ilköğretimi bitiriyrlar. Yurtları olmadığı için
okumuyorlar onların okuması için kızlarımızın hakim olması lazım,
kaymakam olması lazım. Vali olması lazım, doktor olması lazım, bizim
kurtuluşumuz bunların elinde dedik her ilçemize program dahilinde
yurtları olan birer Kız Meslek Lisesi yapıyoruz. Size helal olsun bunlar
az şey size daha farklı ve güzel şeyler yapmamız lazım. Ulaştırma
bakanımıza gittik geçen yıl 50 Kilometre yolumuzu asfaltladınız bu sene
ne kadar yapacaksınız dedi ki 50 kilometre olmaz sayın Bakan dedik. 80
kilometre sıcak asfalta çıkardık. Patnos yolunu duble yol yapıyoruz.
Seneye bitiriyoruz. Hamur deresini ıslah ediyoruz. Hamurun girişinde
arka taraftan Tutak’a indiriyoruz. Bir daha kardan dolayı kapandığı,
heyelenların olmadığı yerler yapıyoruz. 3 tane baraj yapıyoruz biri topı
de, iki tanesi de hamur deresinde bunların toplam maliyeti ne kadar
biliyor musunuz. Barajlar dahil gelecek yıl ağrıya yapılacak olan
yatırımın miktarı 850 trilyon lira şimdi. Sizler burada bulunanlar bu
icraatlarımızı halka anlatacaksınız.
Bakın her yıl iller bankasının bir karı var, karının yüzde 60 nı hibe
olarak nüfusu 10 binin altında olan ilçelere yüzde 75 i yapacağı
projelere hibe veriyor. Ne yapacağız şimdi Yücekapıya, Yayladüzüne,
eleşkirt’e suyu yoksa suyunu getireceğiz. Kanalizasyonunu bitireceğiz.
Ama dereler aktırmayacağız kanalizasyonu arıtma tesisini kuracağız.nasıl
ki 80 yıldır kuyu suyunu içirenlere karşı 40 yılda bitiremedikleri
Yazıcı barajını bitirdik. Boşa su akmasın dedik. Benim yüzüncü yıl
mahallesindeki, Sıtkiye mahallesindeki, bulut mahallesindeki kardeşim
kuyu suyu değil temiz su içmeyi hak ediyor dedik arıtmalı 50 milyon
metre küp su getirdik. 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak nasıl bir
sus şaşal su gibi olacak. Nasıl yaptık milletvekili arkadaşlar ile
Başbakana gittik talimat verdi. Bakın havaalanımızın pistini 100 metreye
genişliğini 45 metreye çıkardık. Bu havaalanı değil bu uluslarası hava
limanıdır. Biliyorsunuz Erzurum havaalanı askeri havalandır bazı teknik
donanım oraya yapılamıyor. Erzurum’a inemeyen uçaklar bizim ilimize
inecek. Bakın Allah razı olsun İbrahim Çeçen’den ilimize üniversite
kuruldu. Biz seneye Diş fakültesi getiriyoruz. Değerli arakadaşlar
verdiğiniz oylar ananızın helal sütü gibi size hizmet olarak teker teker
dönüyor. Şimdi Otogarı şehir dışına taşıyoruz. Arkadaşlar Cumhuriyet
tarihinde hiçbir il tarım bakanlığı eli ile Mal meydanını şehir dışına
taşımamıştır. Yaklaşık 3 trilyon maliyeti olan AB standartlarından
Ağrıya bir hayvan pazarı hayvan borsası yapılıyor. Ve bu projeyi de
belediye kaynakları ile yapma şansımız yok yok gittik yattık uzandık
tarım bakanın kapısına sağolsun Mehdi beyde bize destek verdi. Şimdi
belediye otobüsleriniz geldi. İnşallah seneye daha da artacak.artık çöpü
toplanmayan toplanan çöpüde rüzgarda yarınsın da dağıldığı kamyonlar
artık bu memlekette çöpü toplamayacak. Metropollerde nasıl çöp
kamyonları varsa aynısı Ağrı’da olacak. Eskide KOSGEB’de bir kredi almak
için ne yapıyordunuz. Erzurum’a gderdi 20 gün Erzurum’da kurtulamazdı.
Git gel evrak olmadı eksik diye gidip geliyordu. KOSGEB’in bürosunu
buraya getridik. Bunun yanında bir de K2 yide buraya getridik. Artık
nakliyeci, minibüsçü kardeşim, taksici kardeşim belge alıyordu ya
Erzurum’a gidiyordu ya artık gitmeyecek benim kardeşim. Artık yetkiyi
Ağrı Ticaret Odasına verdik. Yarın bir eleman gidecek Ulaştırma
bakanlığına eğitecekler orada. K 2 ajansını buraya aldık. Biz yavaş
yavaş ilimizi başka illere olan bağımlılıktan kurtarıp kendi yerinde
merkezinde çözüm yaratıyoruz. Derdimiz bu burada çözeceğiz. Sizinle
beraber. Ben bunları söylerken ben 7 yıl önceki Ağrıyı hatırlıyorum.
Üniversite için kendilerini yakanlar. Yakmasınız meclis koridorlarında
elinde benzin bidonları ile gezenler, hastane hastane gez ipte muanne
olamayanlar. Uzman doktor deyip te buraya uğramayanlar. Bunları sayarak
yapılan hizmetleri mutlu oluyorum. Siz iki tercih yapmak zorundasınız
birinci tercihizin benim çocuğum özgürce ana dilini konuşabildiği,
işkence görmeden üniversiteye gittiği, failli cinayete kurban gitmeden,
yaşa bileyeceği kendisini rahatlıkla ifade edebileceği bir ülke mi
istiyor musunuz yoksa karanlıkta çetelerin mafya babalarının, suikast
çilerinin yönettiği işkencecilerin karanlık ellerin yönettiği bir ülke
mi istiyorsunuz. Çocuklarınızın daha iyi yetişebildiği ve gelebildiği,
okuyabildiği, sosyal güvenlik yasasında yararlanabildiği bir ülkemi
istiyorsunuz yoksa doktorun olmadığı, hastanenin olmadığı, okulun
olmadığı zenci diye tabir edildiği bir ülkemi istiyorsunuz. Biz AK Parti
olarak doktorun olduğu, öğretmenin olduğu, parası olmadığı için hastane
kapsında dönen, eşit, özgür, demokratik bir ülke istiyoruz. Bunun için
çalışıyoruz bu desteği de her AK partilinin, bu ülkede de aklı selim
herkesin de istediğini düşünüyoruz. Demokrasi bir ışık gibidir.
Demokrasinin olmadığı yerler de karanlıktır. Birileri bu karanlıktan
nemalanıyordu. Ben sizleri ve bütün Ağrılıları ve bütün Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarını ışıktan yana olmanızı ve bu şekilde
yaşamanızı istiyorum. Hepinize beni dinlediğiniz için teşekkür
ediyorum.’diye konuştu.
|