Cemal Kaya hükümet çalışmalarını partililere anlattı
02.02.2010
 Cemal Kaya, ‘Biz bir aileyiz, dönem dönem aileler bir araya gelip kendi sorunlarını çözmek, danışmak daha güzel yerlere gelmek için bütün aile fertleri yan yana gelir

Bizde hepimiz kardeşiz ayda bir kere de olsa bir araya gelip ülkemizin geleceği ile ilgili Ağrının geleceği ile ilgili sorunlarımızı yan yana getirip onları tartışmak bizim görevimizdir. Biz parti olarak Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye’de bugüne kadar hiçbir partinin yapmadığını yapıyoruz. Ayda bir sefer ailesini topluyor, ailesinin sorunlarını tartışıyor varsa ailesinin söyleyecekleri not alıyor. Onu Ankara’da lideri ile çözmeye çalışıyor. Danışma kurullarının ana temel noktası budur. Bugünün ana noktalarında biri ekonomi Ağrı ile ilgili Türkiye ile ilgili diğeri de ülkenin geldiği süreç ben isterseniz ülkenin geldiği süreç ile ilgili olarak birkaç kelime söylemek istiyorum. Değerli arkadaşlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok zo0r şartlarda kurulmuş 86 yıl önce bir kurtuluş mücadelesi ile kardeş kardeşe omuz omuza vermiş ve bu ülkeyi zor şartlarda kurmuşlar. Arada 86 yıl geçmiş bir sürü sorunumuz olmuş, bur sorunları çözmek için birileri farklı yöntemler kullanmış, dönem dönem demokrasinin gelişmesi için birileri ciddi mücadeleler vermiş bunun  için bedeller ödemiş, demokrasi için idam edilmiş, cezaevine girmiş, birileri de bu idamlar üzerinde siyaset yapmış, sonra aradan yıllar geçmiş, idam ettiklerine ya biz yanlış yaptık, sizin itibarınızı iade edelim demişler. Bunlar ülkelerin kuruluşlarında ciddi dersler çıkarmamız gereken şeylerdir. Bizim ülkemiz jeopolitik bakımında, stratejik bakımdan dünyanın en önemli ülkelerinden bir tanesidir. Ve biz ülkemizi bu jeopolitik önemli yerden  daha iyi bir yere dünya ile bütünleşen, insanları ile bütünleşen, sorunlarını çözen bir ülke haline getirmek istiyoruz. Şimdi düşün ki siz bir apartmanda yaşıyorsunuz herkes yaşıyor apartmanı bir dünya olarak görün şimdi biri kızını dövüyor apartmanda diğer komşusu diyor kızını niye dövüyorsun.Ben döverim diyor sen karışma bana, balkonda halısını çırpıyor, alt kattaki komşusunun üstüne tozunu atıyor adam diyor ki burası bir apartman, niye böyle yapıyorsun dediği zaman sen karışma ben çırparım diyor. Arkadaşlar dünya öyle bir hale gelmiş ki bir bilgisayar kutusunun içine girmiş. Dolayısıyla benim Diyadin’deki, Patnos’taki, Tutak’ta ki, Eleşkirt’teki, Hamur’daki kardeşimin sorununu Arjantin’deki, Almanya’daki, Hollanda’daki herkes biliyor. Yani siz kendinizi dünyadan soyutlayamasanız. Ben şunu yaparın sen buna karışma diyemezsiniz.  Biz parti olarak diyoruz ki bu ülke büyük bir ülke, bu ülke kürde de, Laz’a da, Çerkez’e de, Türk’e de, Romana da, alevi yede, suni ye de, herkese yeter. Gelin bu ülkeyi bütün insanlarıyla kucaklayalım. Herkesin insanca, özgürce yaşayabileceği, kardeşçe paylaşabileceği, bir ülke haline getirelim. Bundan ne var, ne kötülük olabilir. Ama siz bunu istediğiniz zaman birileri hayır diyor. Bu olma diyor. Ben istediğim şekilde, dünyada soyut farklı bir şekilde bu ülkeyi yönetebilirim diyor. Dünyada bunu kabul etmiyor e benim Aladağ’daki Fatma kardeşimde bunu kabul etmiyor.  Şimdi bundan 10 yıl önce bir milletvekili istediğini yapıyor du, kardeşini işe alıyordu dayısını işe alıyordu, ihaleyi istediğine veriyordu, şunu yapıyordu, bunu yapıyordu bugün yapabiliri miyiz. Böyle bir şey olabilir mi? Bugün bu millet hakkını ve hukukunu arıyor. Biz de Ak parti olarak diyoruz ki, biz adaletin, hukukun üstün olduğu bir ülke meydana getirmeye çalışıyoruz. Zencilerin olmadığı, kimsenin ırkından dolayı horlanmadığı, dininden dolayı eğitim hakkının elinden alınmadığı, hor görülmediği, eşit, demokratik, özgür ama ülkenin bütünlüğü içerisinde bir ülkede yaşamak istiyoruz söylemek istediğimiz bu.  Demokratik açılımın temel noktası da bu. Diyoruz ki gelin hep beraber 17 milyon faili meçhul cinayetin sorumlularını bulalım. Bundan ne olabilir. Büyük ülkeler bir yanlış yapmışsalar, yanlışlarını düzeltmek onların daha iyi bir yerlere ulaşmak için özür dilemek, ki bu büyüklüktür, erdemliktir. Bir bakıyorsunuz. Her gün gazetenin birinden bir şey çıkmış. Son günlerde balyoz, çekiç gibi sert bir şeyler bulmuşlar vurduğunda ses çıkaracak sert isimler şimdi diyor  ki televizyonda   bu planı hazırlayan vatandaş dış güce karşı hazırlanmış bir harekettir. Olabilir ülkeler dış güçlerin onları tehdit edebileceği bir olaya karşı kendilerini korumak için seminerler düzenleyebilirler bunlar doğru. Kim yapmış 1.Ordu komutanlığı doğru yapabilir iyi de 1. Ordu Komutanlığının Ağrı Valisinin görevden alınması ile ne ilgisi var. Planda var Ağrı valisi Hüseyin Yavuzdemir’in o dönemki valinin görevden alınması o planda var. Diyelim ki bir komşu ülkenin bir tehdidi var bunun için siz hükümeti devirip bakanlarımı seçeceksiniz. Değerli arkadaşlar bu ülkede hiçbir şey artık gizli kalmıyor. Ne bu ülkenin insanı gizliği kabul ediyor, ne bu ülkenin gençleri, kadınları antidemokratik uygulamaları kabul ediyor, ne bu ülkenin üniversite gençleri işkenceyi kabul ediyor. Ne bu ülkenin kürdü hor görülmeyi kabul ediyor. Dolayısıyla bizim bir hedef koymamız lazım. Hedefimiz şu AK parti olarak büyük bir ülke düşünen insanların olduğu eğitim eşitsizliğinin kalktığı, hastane eşiti sizliğinin kalktığı, özgür insanların olduğu, dünya ile bütünleşen, kendisi ile barışık, kavgadan uzak, diyaloktan yana bir ülke istiyoruz. Dün televizyonda vatandaşın biri diyor ki, kapatılacak olan partiler his ederler. Hüseyin çelik’te diyor ki bu hisetmek grip mi oluyorsun ki his ediyorsun. Grip mi oluyoruz ki his edelim. Bizim temel hedefimiz. Antidemokratik uygulamaların olmadığı, özgür insanları olduğu, insan hasiyetinin ve onurunun en yüksek düzeye çıktığı, özgürlüğün hakim olduğu, hukukun üstün olduğu bir ülke. Onun adı da Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bunun için inadına açılım diyeceğiz. İnadına demokrasi diyeceğiz. İnadına insanlık onuru diyeceğiz bizim yaptığımı da bu. Demokrasi ve ekonomi ruh ve ceset gibidir. Yani bir canlının oluşabilmesi için hem cesedin olması lazım hem ruhun olması lazım. İkisinden birini bir kenara koyduğun zaman çok büyük bir değer taşımıyor. Yani canlı olmuyor. Biz ülkemizin demokrasinin ekonomi ile de vatandaşımızı dünya standartlarına getirmek istiyoruz. Herkes kendi  bölgesinin sorunlarını bilir, onu ilgili encümen arkadaşından, belediye başkanında,doktorundan, valisinden alır Ankara’da ona çözüm noktası bulur. Şimdi yolda gelirken düşündüm biz neydik ne olduk. Nerdeydik nereye geldik. Nasıldık nasıl olacağız.  Bunlar çok önemli sorulardır. 7 yıl 8 yıl önce bu parti iktidara geldiği zaman siz Ağrıyı görüyordunuz ama şimdi de Ağrıyı görüyorsunuz. Ağrı değişiyor, Ağrı büyüyor. Bakın 7 yıl önceki Ağrı ile bugün ki Ağrı arasında son iki gündür olan bir şeyi anlatayım önce Ticaret odası Başkanımızla, Belediye Başkanımızla, İl Genel Meclis Üyelerimizle , il Başkanımızla Sanayi bakanımız Zafer Çağlayan’a gittik Doğubayazıt’a serbest bölgenin açılması için gittik. Ağrıya serbest bölge geliyor bu önemlidir. Ondan iki gün öncede Spor Bakanımızla Ağrı’da spor yapmak isteyen kahveye gitmek istemeyen, özgürce tartışmak isteyen gençlerte bir yer lazım bir mekan lazım diye düşündük Gençlik Merkezi için gittik ve sözünü aldık. Programa koyduk. Dün akşam sayın Tarım bakanımızla beraberdik daha önce hayvancılığın teşviği ile ilgili DAP Bölgesi bizim bölge yoktu, Bakanlar Kurulu kararı ile çıktı bu program bakın Ağrı’daki hayvancılık ile besicilik ile ilgilenen kardeşlerimize neler getiriyor. Bir ahır yapmak istiyorsunuz Devlet yüzde kırkını hibe ediyor. Ahırı yaparken de yanına yemlik, traktör, patos, bununla beraber makine tesisat ne almak istiyorsa yüzde kırk devlet karşılıyor. Bunun yanında ne yapıyor alacağın hayvanın da yüzde otuz parasını veriyor. Yine sayın valimiz ve Milletvekili arkadaşlarımızla Milli Eğitim bakanımıza gittik. İlköğretime aktarılmak kaydıyla geçen yıl 16 trilyon üzerine de 4 trilyon koyduk 20 trilyon lira para. Peki bu para ile tahmini olarak kaç derslik yapılabilir. 500 derslik okul yapabiliriz. Bunun anlamı ne bunun anlamı Nuh peygamberden bugüne kadar 2002 yılına kadar yapılmış olan 2370 dersliğin yerine bunu da yaparsak 2900 derslik eklemiş oluyoruz. Yani Cumhuriyet tarihinden yapılanlar ayrı AK Pati döneminde Ağrıya yapılan derslik anlamında fark atmışız. Şimdi Allah göstermesin CHP, MHP, ANAP veya başkaları iktidar olsaydılar ne olacaktı bu Ağrının hali. Bir düşünebilirmisiniz o çocuklar nerde okuyacaklardı.  O paraları nerde getireceklerdi.getiremezlerdi arkadaşlar onun çocuğu çekmiyor ki. Onun bir tek derdi var ben biraz daha bir ağanın sırtına dayanarak, nasıl Ağrıyı sömürebilirim. Nasıl bu oyları alırım gider üstüne yatarım diye düşünürler. Bakın size bir olay anlatayım ben kurban bayramında kurbanımı burada kestim. Yüzüncü yıl mahallesinde bir eve çat kapı gittim. Üstü naylonla örtülü, zemini toprak kocası İstanbul’a gitmiş bir yıldır gelmemiş. 6 tane çocukla bir hanımefendiye misafir oldum. Dedi ki bana ben bu fakir fukara konutlarına yazıldım. Ama bana sıra gelmedi kurada bana çıkmadı. Olur bacım dedim ona gerekli yardımı veriyoruz o başka. Ona evde yapacağız o da başka. Onun gibi binlerce Fatmaların olduğunu düşündüğümüz için yanımıza milletvekili arkadaşlarımızı da alarak Toplu Konuta gittik. Arkadaş dedik bizim fakirimiz çok. Sen çare üreten yerdesin bize 500 konut daha yapacaksın dedik. 500 artı 500 bunun için arsa lazım. Aynı heyeti gönderdik.yer tespitini yapmak için gittik. Onu daha uzak bir yere gönderebilirdik biz istedik ki, fakirimizde üniversitenin yanında olsun. Zenginler oraya gidiyor ya, fakirlerde orada olsun gittik Şeker fabrikasında 100 dönümü beraber aldık. Fakirimize 500 bir 500 daha konut yaptıryoruz. Bu konutları 45 metrekarden 60 metrekareye çıkaracağız. Arsayı bedava aldığımız için. Ayda 120 veya 125 lira ile olacak. Ağrı’ya 450 yataklı bir hastane yapıyoruz yetti mi, yetmedi, gittik kasım Bayram kardeşimize Ağrılı bir kardeşimiz dedik ki Eleşkirt ilçesine Anadolu lisesine gel senin ismini verelim sen yardım et. Şimdi özel İdarenin hesabına 200 Milyar yatırdı. Mayıs ayına kadar 300 Milyar daha yatıracak. Vatandaş devlet işbirliği ile Anadolu lisesi yapıyoruz Eleşkirtimize yetti mi yetmedi, Diyadinimize de bir Anadolu Lisesi yapıyoruz. Diyadine 75 yataklı içinde 4 ameliyatı olan bir devlet hastanesi yapıyoruz.Şubatta ihalesi bitiyır Nisan ayında kazma atılıyor. Bununle beraner Milli eğitim bakanımıza dedeik ki biz kurtuluşun annelerin elinde olduğuna inanıyoruz. Hanımefendilerin okumadığı bir toplum cehaletten kurtulma şansı yoktur. Bizim kız kardeşleimiz ilköğretimi bitiriyrlar. Yurtları olmadığı için okumuyorlar onların okuması için kızlarımızın hakim olması lazım, kaymakam olması lazım. Vali olması lazım, doktor olması lazım, bizim kurtuluşumuz bunların elinde dedik her ilçemize program dahilinde yurtları olan birer Kız Meslek Lisesi yapıyoruz. Size helal olsun bunlar az şey size daha farklı ve güzel şeyler yapmamız lazım. Ulaştırma bakanımıza gittik geçen yıl 50 Kilometre yolumuzu asfaltladınız bu sene ne kadar yapacaksınız dedi ki 50 kilometre olmaz sayın Bakan dedik. 80 kilometre sıcak asfalta çıkardık. Patnos yolunu duble yol yapıyoruz. Seneye bitiriyoruz. Hamur deresini ıslah ediyoruz. Hamurun girişinde arka taraftan Tutak’a indiriyoruz. Bir daha kardan dolayı kapandığı, heyelenların olmadığı yerler yapıyoruz. 3 tane baraj yapıyoruz biri topı de, iki tanesi de hamur deresinde bunların toplam maliyeti ne kadar biliyor musunuz. Barajlar dahil gelecek yıl ağrıya yapılacak olan yatırımın miktarı  850 trilyon lira şimdi. Sizler burada bulunanlar bu icraatlarımızı halka anlatacaksınız.

Bakın her yıl iller bankasının bir karı var, karının yüzde 60 nı hibe olarak nüfusu 10 binin altında olan ilçelere yüzde 75 i yapacağı projelere hibe veriyor. Ne yapacağız şimdi Yücekapıya, Yayladüzüne, eleşkirt’e suyu yoksa suyunu getireceğiz. Kanalizasyonunu bitireceğiz. Ama dereler aktırmayacağız kanalizasyonu arıtma tesisini kuracağız.nasıl ki 80 yıldır kuyu suyunu içirenlere karşı 40 yılda bitiremedikleri Yazıcı barajını bitirdik. Boşa su akmasın dedik. Benim yüzüncü yıl mahallesindeki, Sıtkiye mahallesindeki, bulut mahallesindeki kardeşim kuyu suyu değil temiz su içmeyi hak ediyor dedik arıtmalı 50 milyon metre küp su getirdik. 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak nasıl bir sus şaşal su gibi olacak. Nasıl yaptık milletvekili arkadaşlar ile Başbakana gittik talimat verdi. Bakın havaalanımızın pistini 100 metreye genişliğini 45 metreye çıkardık. Bu havaalanı değil bu uluslarası hava limanıdır. Biliyorsunuz Erzurum havaalanı askeri havalandır bazı teknik donanım oraya yapılamıyor. Erzurum’a inemeyen uçaklar bizim ilimize inecek. Bakın Allah razı olsun İbrahim Çeçen’den ilimize üniversite kuruldu. Biz seneye Diş fakültesi getiriyoruz. Değerli arakadaşlar verdiğiniz oylar ananızın helal sütü gibi size hizmet olarak teker teker dönüyor. Şimdi Otogarı şehir dışına taşıyoruz. Arkadaşlar Cumhuriyet tarihinde hiçbir il tarım bakanlığı eli ile Mal meydanını şehir dışına taşımamıştır. Yaklaşık 3 trilyon maliyeti olan AB standartlarından Ağrıya bir hayvan pazarı hayvan borsası yapılıyor. Ve bu projeyi de belediye kaynakları ile yapma şansımız yok yok gittik yattık uzandık tarım bakanın kapısına sağolsun Mehdi beyde bize destek verdi. Şimdi belediye otobüsleriniz geldi. İnşallah seneye daha da artacak.artık çöpü toplanmayan toplanan çöpüde rüzgarda yarınsın da dağıldığı kamyonlar artık bu memlekette çöpü toplamayacak. Metropollerde nasıl çöp kamyonları varsa aynısı Ağrı’da olacak. Eskide KOSGEB’de bir kredi almak için ne yapıyordunuz. Erzurum’a gderdi 20 gün Erzurum’da kurtulamazdı. Git gel evrak olmadı eksik diye gidip geliyordu. KOSGEB’in bürosunu buraya getridik. Bunun yanında bir de K2 yide buraya getridik. Artık nakliyeci, minibüsçü kardeşim, taksici kardeşim belge alıyordu ya Erzurum’a gidiyordu ya artık gitmeyecek benim kardeşim. Artık yetkiyi Ağrı Ticaret Odasına verdik. Yarın bir eleman gidecek Ulaştırma bakanlığına eğitecekler orada. K 2 ajansını buraya aldık. Biz yavaş yavaş ilimizi başka illere olan bağımlılıktan kurtarıp kendi yerinde merkezinde çözüm yaratıyoruz. Derdimiz bu burada çözeceğiz. Sizinle beraber. Ben bunları söylerken ben 7 yıl önceki Ağrıyı hatırlıyorum. Üniversite için kendilerini yakanlar. Yakmasınız meclis koridorlarında elinde benzin bidonları ile gezenler, hastane hastane gez ipte muanne olamayanlar. Uzman doktor deyip te buraya uğramayanlar. Bunları sayarak yapılan hizmetleri mutlu oluyorum. Siz iki tercih yapmak zorundasınız birinci tercihizin benim çocuğum özgürce ana dilini konuşabildiği, işkence görmeden üniversiteye gittiği, failli cinayete kurban gitmeden, yaşa bileyeceği kendisini rahatlıkla ifade edebileceği bir ülke mi istiyor musunuz yoksa karanlıkta çetelerin mafya babalarının, suikast çilerinin  yönettiği  işkencecilerin karanlık ellerin yönettiği bir ülke mi istiyorsunuz. Çocuklarınızın daha iyi yetişebildiği ve gelebildiği, okuyabildiği, sosyal güvenlik yasasında yararlanabildiği bir ülkemi istiyorsunuz yoksa doktorun olmadığı, hastanenin olmadığı, okulun olmadığı zenci diye tabir edildiği bir ülkemi istiyorsunuz. Biz AK Parti olarak doktorun olduğu, öğretmenin olduğu, parası olmadığı için hastane kapsında dönen, eşit, özgür, demokratik bir ülke istiyoruz. Bunun için çalışıyoruz bu desteği de her AK partilinin, bu ülkede de aklı selim herkesin de istediğini düşünüyoruz. Demokrasi bir ışık gibidir. Demokrasinin olmadığı yerler de karanlıktır. Birileri bu karanlıktan nemalanıyordu. Ben sizleri ve bütün Ağrılıları ve bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ışıktan yana olmanızı ve bu şekilde yaşamanızı istiyorum. Hepinize beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.’diye konuştu.